---
title: "Abdülhâlık Gücdüvânî"
url: "https://www.naksibend.com/silsile/abdulhalik-gucduvani"
type: "silsile-halkası"
order: "10"
---

# Abdülhâlık Gücdüvânî

Pîr · ? – 575/1179 veya 617/1220 · Doğum: Gucdüvân (Gicdüvân), Buhara

Abdülhâlık Gücdüvânî (k.s.), Buhara yakınındaki Gucdüvân'da doğmuş, 575/1179 veya 617/1220'de vefat etmiş, Hâcegân silsilesinin kurucusu kabul edilen sûfîdir. Silsilede Yûsuf Hemedânî'den sonra gelir; hafî zikri ve kelimât-ı kudsiyyeyi tarikata yerleştirmiştir.

## Hayatı

Buhara'ya yaklaşık 30 km uzaklıktaki Gucdüvân (bugün Gicdüvân) köyünde doğdu. Kendi eseri Risâle-i Sâhibiyye'ye göre babası, İmam Mâlik neslinden gelen Malatyalı âlim Abdülcemil İmam'dır; Malatya'dan ayrılmak zorunda kalıp Gucdüvân'a yerleşmiştir. Gençliğinde Buhara'da İmam Sadreddin'den tefsir okudu.

Ders sırasında A'râf sûresinin 55. âyetindeki “gizlice dua edin” emrinin nasıl yerine getirileceğini, yani zikr-i hafînin nasıl yapılacağını hocasına sordu. Hocası bu ilmin ileride ehlullahtan birinden öğrenileceğini söyledi. Kaynaklara göre kısa süre sonra Hızır gelerek ona havuza dalıp suyun altında kelime-i şehâdeti tekrarlamasını söylemiş ve hafî zikri telkin etmiştir. Zikrin sayılarak yapılması anlamına gelen vukūf-ı adedî ilkesi de bu telkine dayandırılır (Reşehât Tercümesi).

Yirmi iki yaşına kadar Hızır'ın terbiyesinde kaldıktan sonra Buhara'ya (bir rivayete göre Semerkant'a) gelen Yûsuf Hemedânî'ye intisap etti. Hemedânî cehrî zikir yaptığı hâlde ona hafî zikre devam etme izni verdi. Lâmiî'ye göre Hızır onun zikir telkin eden ve sülûke başlatan pîri, Hemedânî sohbet pîridir; Hemedânî kendisine hırka verdiği için silsilede asıl mürşidi olarak yer alır. Hemedânî ayrıldıktan sonra memleketine dönüp inzivaya çekildi. Ahmed Yesevî Türkistan'a gidince Buhara ve çevresindeki dervişlerin başına geçti. Son dönemini Gucdüvân'daki hankahta geçirdi.

Vefat tarihi tartışmalıdır. Gulâm Server Lâhûrî kaynak göstermeden 575 (1179) tarihini verir. Müellifi bilinmeyen Makāmât-ı Abdülhâlık Gucdüvânî ve Ârif Rîvgerî'ye göre Necmeddîn-i Kübrâ'nın 618 (1221) yılındaki ölümünden az önce vefat etmiştir; Saîd-i Nefîsî buna dayanarak 617 (1220) tarihini verir.

## Silsiledeki yeri

“Ser-silsile-i Hâcegân” lakabıyla anılır ve tarikatın gerçek kurucusu kabul edilir. Rivayete göre Hâce Ahmed Sıddîk, Hâce Evliyâ-yı Kebîr, Hâce Habbâz Buhârî ve Ârif Rîvgirevî adlı dört halife bıraktı; silsile Rîvgirevî ile devam etti. Bahâüddîn Nakşibend, doğumundan yaklaşık bir asır önce vefat etmiş olan Gücdüvânî'nin rûhâniyetine intisap etmiş ve hafî zikri ondan Üveysî yolla almıştır. Algar'a göre Gücdüvânî'nin asıl önemi de buradadır.

## Kelimât-ı kudsiyye

Gücdüvânî'nin koyduğu sekiz ilke Nakşibendîliğin temelini oluşturur: hûş der-dem (her nefeste gafletten uzak olmak), nazar ber-kadem (yürürken bakışı ayaktan ayırmamak), sefer der-vatan (beşerî sıfatlardan ilâhî sıfatlara yönelmek), halvet der-encümen (zâhirde halk ile, bâtında Hak ile olmak), yâdkerd (dil ve kalple zikretmek), bâzgeşt (zikirde “İlâhî ente maksûdî ve rızâke matlûbî” demek), nigâhdâşt (zihni dağıtan düşünceleri defetmek) ve yâddâşt (zikrin verdiği uyanıklığı sürdürmek). Sonradan eklenen vukūf-ı zamânî, vukūf-ı adedî ve vukūf-ı kalbî ile ilkeler on bire çıkmıştır.

Halifesi Hâce Evliyâ-yı Kebîr için yazdığı Vesâyâ'da cahil sûfîlerden kaçınmayı, şeriat ve sünnetten ayrılmamayı, hâkimlerden uzak durmayı, hankahta oturmamayı ve semâ ile fazla meşgul olmamayı öğütler.