---
title: "Şeyh Bâkîbillâh"
url: "https://www.naksibend.com/silsile/seyh-bakibillah"
type: "silsile-halkası"
order: "23"
---

# Şeyh Bâkîbillâh

Pîr · 971/1563 – 1012/1603 · Doğum: Kâbil · Kabri: Delhi

Bâkîbillâh (971/1563-64 - 1012/1603), Kâbil'de doğup Delhi'de defnedilen Nakşibendî şeyhidir. Hâcegî Emkenegî'nin halifesi olarak tarikatı Hindistan'da yerleştirdi ve İmâm-ı Rabbânî'nin mürşidi oldu. Silsilenin yirmi üçüncü halkasıdır.

## Hayatı

Tam adı Ebü'l-Müeyyed Radıyyüddîn Hâce Abdülbâkī b. Abdisselâm'dır. 971 (1563-64) veya 972 (1564-65) yılında Kâbil'de doğdu. Babası Semerkantlı Kadı Abdüsselâm Halacî'dir; annesinin Ubeydullah Ahrâr neslinden olduğu belirtilir. Gençliğinde Mevlânâ Sâdık Helvâî'den ders okudu ve onunla birlikte Mâverâünnehir'e gitti. Tahsilini bitirmeden tasavvufa yöneldi. Nakşibendî şeyhlerinden Şeyh Ubeyd, Mevlânâ Lutfullah ve Seyyid Abdullah Belhî'ye, Yesevî şeyhi İftihar Şeyh'e intisap ettiyse de inâbesini tekrar tekrar bozdu. Lahor'da kendisine teklif edilen ordu görevini kabul etmedi.

Rüyasında Bahâeddin Nakşibend'in rûhâniyetinden zikir telkini aldığı, ardından Ubeydullah Ahrâr'ın rûhâniyetinin işaretiyle önce Keşmir'e, sonra Mâverâünnehir'e gittiği rivayet edilir. Semerkand yakınındaki bir kasabada Hâcegî Emkenegî'den inâbe aldı. Şeyhi onunla üç gün üç gece halvette kaldıktan sonra Nakşibendiyye'yi yaymak üzere onu Hindistan'a gönderdi. Bir yıl Lahor'da kaldı, sonra Delhi'nin Fîrûzâbâd mahallesine yerleşip bir hânkah kurdu. Delhi'den yalnız bir defa hac için ayrıldı.

## Silsiledeki yeri

Hâcegî Emkenegî ile İmâm-ı Rabbânî arasında yer alır. İrşad dönemi iki üç yıl kadar sürdü; bu kısa sürede kendisinden önce Orta Asya'dan gelen Nakşibendî şeyhlerinden daha etkili olarak tarikatı Hindistan'da kökleştirdi. Başlıca halifeleri Hâce Hüsâmeddin, tarikatı Arap ülkelerinde yayan Tâceddin b. Zekeriyyâ, Şeyh İlâhdâd ve Ahmed-i Sirhindî'dir. Ahmed-i Sirhindî ona Delhi'de intisap etti; intisap tarihi Bâkī-Billâh maddesinde 1592, İmâm-ı Rabbânî maddesinde 1007 (1598-99) olarak geçer. Sirhindî şeyhine mektuplar yazdı ve onu iki defa daha ziyaret etti.

Bâkîbillâh vahdet-i vücûd anlayışına bağlı kaldı. Halifesi İmâm-ı Rabbânî onun vefatından sonra vahdet-i şühûd görüşünü ortaya koydu ve Müceddidiyye kolunu kurdu; Nakşibendiyye günümüze bu kol vasıtasıyla ulaştı. Bâkîbillâh'ın Nakşibendiyye dışında Yesevî, Kübrevî, Kādirî ve Çiştî tarikatlarından da icâzeti vardı. İki oğlu Hâce Ubeydullah ve Hâce Muhammed Abdullah semâı câiz gördükleri için tarikatın usullerinden bir ölçüde uzaklaştılar.

## Eserleri

Başlıca eserleri Külliyyât-ı Hâce Bâkī-Billâh, Melfûzât, Farsça mektupları (Mektûbât; Urduca tercümesi Mektûbât-ı Şerîf adıyla), iki mesnevisi, kırk altı rubâîsi ile "Silsilenâme" ve "Sâkīnâme" manzumelerini içeren İrfâniyyât-ı Bâkī, Mesnevî-yi Hâce Bâkī-Billâh, Risâle-i Şerîfe ve Meşâyih-i Turuk-ı Erbaa'dır. İmâm-ı Rabbânî onun iki rubâîsini Keşfü'l-gayn fî şerhi'r-rubâiyyeteyn adıyla şerh etmiştir.

## Kabri

Kırk yaşında, 25 Rebîülâhir 1012'de (2 Ekim 1603) vefat etti. Necdet Tosun Delhi'de vefat ettiğini yazar; TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Nakşibendiyye maddesinde vefat yeri Lahor olarak geçer. Delhi'de Hz. Peygamber'in ayak izinin bulunduğuna inanılan Kademgâh'ın yakınında defnedildi. Kabrinin çevresinde sonradan geniş bir mezarlık oluştu; kabri Delhi müslümanlarının ziyaret yeridir.