---
title: "Müceddidiyye"
url: "https://www.naksibend.com/sozluk/muceddidiyye"
type: "sözlük-terimi"
description: "Nakşibendiyye’nin, XVII. yüzyılda Hindistan’da İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Sirhindî’ye (ö. 1034/1624) nisbet edilen kolu; Ahmediyye diye de anılır."
---

# Müceddidiyye nedir?

Arapça: المجدّديّة
Transliterasyon: al-mujaddidiyya
İngilizce: the Mujaddidi branch

Nakşibendiyye’nin, XVII. yüzyılda Hindistan’da İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Sirhindî’ye (ö. 1034/1624) nisbet edilen kolu; Ahmediyye diye de anılır.

## Ortaya çıkışı

Hamid Algar’a göre Müceddidiyye’nin ortaya çıkışı Nakşibendiyye tarihinin en önemli safhalarından biridir. Bu kol Nakşîliği Hindistan’ın en faal tarikatlarından biri hâline getirmiş ve Hint alt kıtası, Orta Asya ve Anadolu’dan sonra tarikatın üçüncü büyük merkezi olmuştur. Hızla yayılan Müceddidiyye birkaç nesil sonra tarikatın diğer kollarının yerini almıştır. Sirhindî’nin mürşidi, Kâbil doğumlu ve Lahor’da vefat eden (1012/1603) Bâkī-Billâh’tır.

## İmâm-ı Rabbânî

Ahmed-i Sirhindî, Mektûbât’ı ile tarikatın mahiyetine dair ilk hacimli doktriner eseri ortaya koymuş ve muhafazakâr Sünnî tavrıyla ulemâyı da tarikata yaklaştırmıştır. Sülûkünün başında vahdet-i vücûdu benimsemiş, sonra onu seyr ü sülûkte bir aşama sayıp vahdet-i şühûd görüşünü temellendirmiştir. Hicrî II. binyılın müceddidi olduğunu ileri sürmesi kolun adının kaynağıdır. Algar, bu kolu Nakşibendî geleneğinden farklı kılan bir özelliğin Sirhindî’nin letâif konusundaki tahlilleri olduğunu belirtir.

## Usulü

Necdet Tosun’a göre murâkabelerde bazı âyetlerin tefekkür edilmesi ve on yedi mertebenin aşılması usulü İmâm-ı Rabbânî tarafından temellendirilmiş ve bu kola mensup şeyhlerce sistemleştirilmiştir. Osman Türer de letâif-i hamsenin seyr ü sülûk metodu olarak temellendirilmesini İmâm-ı Rabbânî’ye bağlar. Velâyet-i suğrâ, velâyet-i kübrâ, velâyet-i ulyâ, kemâlât-ı nübüvvet gibi daireler bu usulün kavramlarıdır.

## Yayılışı

Müceddidiyye, Sirhindî’nin oğlu Muhammed Ma‘sûm’un halifeleri vasıtasıyla Hindistan dışına, Osmanlı topraklarına ve Orta Asya’ya yayılmıştır. Anadolu’ya XVIII. yüzyılda Murâd-ı Buhârî ve Mehmed Emin Tokadî ile girmiştir. Mazhar Cân-ı Cânân’ın halifesi Abdullah Dihlevî’nin Delhi’deki hankahı tarikatın merkezlerinden biri olmuş, onun halifesi Mevlânâ Hâlid el-Bağdâdî ile Hâlidiyye kolu doğmuştur.

## Köken

Arapça müceddid (yenileyen) kelimesinden nisbet; Sirhindî’nin “müceddid-i elf-i sânî” lakabına dayanır.