---
title: "Vukūf-ı kalbî"
url: "https://www.naksibend.com/sozluk/vukuf-i-kalbi"
type: "sözlük-terimi"
description: "Sâlikin zikir sırasında kalbine yönelip onu zikirle meşgul etmesi ve kendini daima Hakk’ın huzurunda bilmesi; kelimât-ı kudsiyyenin on birinci esası."
---

# Vukūf-ı kalbî nedir?

Arapça: وقوف قلبی
Transliterasyon: wuqūf-i qalbī
İngilizce: awareness of the heart

Sâlikin zikir sırasında kalbine yönelip onu zikirle meşgul etmesi ve kendini daima Hakk’ın huzurunda bilmesi; kelimât-ı kudsiyyenin on birinci esası.

## Anlamı

Vukūf-ı kalbî, “kalbe vâkıf olmak” demektir. Süleyman Uludağ bu vukufun iki anlamını kaydeder. Birincisi, sâlikin zikir sırasında kendini daima Hakk’ın huzurunda bilmesidir; bu anlamda esas yâd-dâşt ile aynı hâli ifade eder ve şühûd, vüsûl, vücûd diye de anılır. İkincisi, sâlikin kalbine teveccüh edip onu zikirle meşgul etmesidir. Necdet Tosun esası “zikir esnasında kalbe teveccüh edip zikrin mânasının bilincinde olmak” diye özetler.

## Nakşibendiyye’de

Ubeydullah Ahrâr’ın “Vukūf-ı kalbî gönlün Hak Teâlâ’ya vâkıf olmasından ibarettir” sözü birinci anlamı yansıtır. İkinci anlam ise uygulamaya dönüktür: Nakşibendî zikrinde mürid önce kalp latifesine yönelir; Osman Türer’in aktardığına göre bu latifenin yeri sol memenin iki parmak altında “süveydâ” denilen noktadır. Zikir kalbe yerleşmedikçe dilde kalır; vukūf-ı kalbî, dikkati kalbin üzerinde tutmaktır.

Hatm-i hâcegân sırasında da râbıtaya ve vukūf-ı kalbî ilkesine riayet edilir, gözler kapalı tutulur. Bu esas, hafî zikrin ve letâif zikrinin dayandığı temel dikkat biçimidir.

Üç vukuf birlikte düşünüldüğünde vukūf-ı zamânî zamanı ve hâli, vukūf-ı adedî zikrin sayısını, vukūf-ı kalbî zikrin yerini ve muhatabını gözetir. Böylece sâlikin zikri zaman, ölçü ve yön bakımından düzene girer.

## Kaynaklarda

Esasın tarifi Reşehât’a dayanır; TDV İslâm Ansiklopedisi’nde “Vukuf”, “Nakşibendiyye” ve “Hatm-i Hâcegân” maddelerinde geçer. Son üç esasın kime ait olduğu tartışması için Vukūf-ı zamânî maddesine bakılabilir. Süleyman Uludağ’ın dayandığı yer Reşehât tercümesinin 30-43. sayfalarıdır.

## Köken

Arapça vukūf (vâkıf olma) + kalbî (kalbe ait).