---
title: "Vukūf-ı zamânî"
url: "https://www.naksibend.com/sozluk/vukuf-i-zamani"
type: "sözlük-terimi"
description: "Sâlikin her an kendi hâline bakıp o hâlin şükür mü, istiğfar mı gerektirdiğini bilmesi; vaktin hakkını vermek. Kelimât-ı kudsiyyenin dokuzuncu esası."
---

# Vukūf-ı zamânî nedir?

Arapça: وقوف زمانی
Transliterasyon: wuqūf-i zamānī
İngilizce: awareness of one’s moment

Sâlikin her an kendi hâline bakıp o hâlin şükür mü, istiğfar mı gerektirdiğini bilmesi; vaktin hakkını vermek. Kelimât-ı kudsiyyenin dokuzuncu esası.

## Anlamı

Vukūf, Arapça “bir şeyi iyice anlamak için üzerinde durup düşünmek” demektir. Vukūf-ı zamânî, sâlikin zamanına, yani içinde bulunduğu âna ve hâle vâkıf olmasıdır. Süleyman Uludağ, Reşehât’a dayanarak Bahâeddin Nakşibend’in tarifini aktarır: sâlik her an kendine bakar, hâlinin şükrü mü yoksa özrü mü gerektirdiğini bilir.

## Nakşibendiyye’de

Bu esas bir nefis muhasebesidir. Kul kabz hâlinde istiğfar, bast hâlinde şükür eder; bu iki hâle riayet zamanla ilgili vukuftur. Vaktin ve hâlin tasarrufu altında bulunan sâlike “ibnülvakt” denir. Sâlikin mânevî hâlinin düzgünlüğü zamanını iyi değerlendirmesine bağlıdır.

Esas nefesle de ilişkilendirilir. Sâlik, nefesinin Hak ile huzur hâlinde mi, gaflet içinde mi geçtiğini bilmelidir; nefese vâkıf ve mâlik olmayan sâlik huzur ile gafleti ayırt edemez. Bu yönüyle vukūf-ı zamânî, hûş der-dem esasının muhasebe tarafıdır: hûş der-dem her nefeste uyanık kalmayı, vukūf-ı zamânî geçen nefeslerin nasıl geçtiğini bilmeyi ister.

## Esasın kime ait olduğu

Vukūf-ı zamânî, vukūf-ı adedî ve vukūf-ı kalbî, kelimât-ı kudsiyyenin son üç esasıdır. Hamid Algar bu üç esasın büyük ihtimalle Bahâeddin Nakşibend tarafından eklendiğini yazar. Necdet Tosun ise son üç ilkenin listeye ne zaman girdiğinin belli olmadığını, Nakşibend’e atfın XIX. yüzyıl ve sonrasında yaygınlaştığını, vukūf-ı adedînin Gucdüvânî’ye Hızır tarafından öğretildiği rivayeti dikkate alınırsa bu esasların Hâcegân devrinde bilindiğinin anlaşıldığını belirtir.

## Kaynaklarda

Başlıca kaynak Fahreddin Safî’nin Reşehât-ı ‘Aynü’l-hayât’ıdır; TDV İslâm Ansiklopedisi’nde esas “Vukuf” maddesinde ayrıntılı işlenir.

## Köken

Arapça vukūf (v-k-f kökünden; durmak, bir şeye vâkıf olmak) + zamânî (zamana ait).