---
title: "Zikr-i hafî"
url: "https://www.naksibend.com/sozluk/zikr-i-hafi"
type: "sözlük-terimi"
description: "Allah’ın sessizce, dil kıpırdatmadan kalp ve nefesle zikredilmesi; Nakşibendiyye’nin ayırt edici zikir usulü."
---

# Zikr-i hafî nedir?

Arapça: ذكر خفى
Transliterasyon: dhikr-i khafī
İngilizce: silent remembrance

Allah’ın sessizce, dil kıpırdatmadan kalp ve nefesle zikredilmesi; Nakşibendiyye’nin ayırt edici zikir usulü.

## Anlamı

Zikr-i hafî “gizli zikir” demektir. Sesli yapılan zikr-i cehrînin karşıtıdır. Zikir dil ile söylenmeden kalpte, nefesle ve dikkatle sürdürülür. Tarikatlar zikrin yapılış şekline göre ayrılırken Nakşibendiyye hafî zikrin, silsilesi Hz. Ali’ye dayanan Kādiriyye, Rifâiyye, Halvetiyye, Mevleviyye gibi tarikatlar ise genellikle sesli ve hareketli zikrin temsilcisi sayılır.

## Hâcegân’dan Nakşibendiyye’ye

Hamid Algar’ın aktardığına göre Hâcegân şeyhlerinin zikir usulü tek tip değildir. Yûsuf el-Hemedânî zikri cehrî yaparken halifesi Abdülhâlik-ı Gucdüvânî, Hızır’dan öğrendiği hafî zikri benimseyip halifelerine telkin etmiştir. Ali Râmîtenî ile cehrî zikir yeniden başlamış ve Emîr Külâl’e kadar sürmüştür. Bahâeddin Nakşibend, Gucdüvânî’nin ruhaniyetinden hafî zikir yolunu öğrenince cehrî zikri tamamen bırakmıştır. Algar bu tercihin silsilenin yeni bir döneme girmesinde ve Nakşibendiyye’nin doğuşunda belirleyici olduğunu söyler. “Nakşibend” lakabının, sürekli hafî zikrin kalpte bıraktığı “nakş”a (iz) işaret ettiği yorumu da genel kabul görmüştür.

## Uygulama

Nakşibendiyye’de başlıca iki zikir vardır: ism-i zât zikri (Allah) ve nefy ü isbât zikri (lâ ilâhe illallah). İsm-i zât zikrinde mürid letâif üzerinde yoğunlaşır; kalp latifesinden başlayarak ruh, sır, hafî ve ahfâ latifelerine geçer. Nefy ü isbât zikri nefes tutularak yapılır. Hâlidiyye kolu da cehrî zikirden kaçınmaya özel önem vermesiyle tanınır.

Hafî zikrin dayandığı esaslar kelimât-ı kudsiyyede toplanır: hûş der-dem nefesi, nigâh-dâşt kalbi, vukūf-ı kalbî dikkatin yönünü korur. Zikrin sessiz olması, halvet der-encümen esasına göre sâlikin halk içinde de zikre devam edebilmesini sağlar.

## Kaynaklarda

Konu TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Hâcegân”, “Bahâeddin Nakşibend”, “Nakşibendiyye” ve “Zikir” maddelerinde ele alınır.

## Köken

Arapça zikr (anma) + hafî (h-f-y kökünden; gizli). Farsça izafetle “zikr-i hafî”.