Ana içeriğe geç
Site yapım aşamasında. Bazı bölümler henüz boş.
naksibend.comyolumuz sohbet yoludur
← silsile-i şerîf
XIXPîr

Ubeydullah Ahrâr Taşkendî

عبيد الله الأحرار
Hâce Ahrâr
doğum
806/1404
vefat
895/1490
doğum yeri
Taşkent
kabir yeri
Semerkand

Ubeydullah Ahrâr (806/1404 - 895/1490), Taşkent'in Bâgıstan köyünde doğup Semerkand'da vefat eden Nakşibendî şeyhidir. Yâkup Çerhî'nin halifesi olarak silsilenin on dokuzuncu halkasıdır. Tarikatın kendisiyle devam eden koluna Ahrâriyye denir.

Hayatı

806'da (1404) Taşkent'in Bâgıstan köyünde doğdu. Tam adı Nâsırüddîn Ubeydullah b. Mahmûd eş-Şâşî es-Semerkandî'dir; Nakşibendî geleneğinde Hâce Ahrâr diye anılır. Çocukluğunda mektebe devam etti, bir yandan da ziraatla uğraşan babasına yardım etti. Yirmi iki yaşında dayısı Hâce İbrâhim onu tahsil için Semerkand'a götürdü. Mevlânâ Kutbüddin Sadr Medresesi'ne bir süre devam ettiyse de tasavvufa yönelince medrese eğitimini sürdürmedi. Semerkand ve Herat'ta Sa'deddîn-i Kâşgarî, Nizâmeddin Hâmûş, Kāsım-ı Envâr ve Zeynüddin el-Hâfî gibi sûfîlerin sohbetlerine katıldı.

Herat'taki ikametinin dördüncü yılında (834/1431) Çagāniyân tarafındaki Hülgatû köyüne giderek Yâkup Çerhî'ye intisap etti. Üç ay kadar şeyhinin sohbetinde bulundu ve ondan hilâfet aldı. Ertesi yıl Taşkent'te irşada başladı; geçimini ziraat ve ticaretle sağladı. 855'te (1451) Timurlu hükümdarı Ebû Said Mirza'nın daveti üzerine yirmi yıldır oturduğu Taşkent'ten ayrılıp Semerkand'a yerleşti. Mâverâünnehir'in çeşitli şehirlerinde dükkân, bahçe, köy, mezraa ve sulama kanalları satın aldı; bunların bir kısmını cami, medrese ve tekkelere vakfetti. 890'da (1485) Sultan Ahmed Mirza'nın askerleri ile Moğol ve Özbek askerleri arasında Şâhrûhiye'de çıkmak üzere olan savaşı önleyip barış yapılmasını sağladı.

Halkı yöneticilerin zulmünden korumak için sultanlarla yakın ilişki kurdu. Bir hükümdarın yanında bulunup onun zulmünü engellemenin ve bir mazlumun gönlünü hoş etmenin nâfile ibadetten üstün olduğunu söylerdi. Çalışıp kazanmaya önem verir, kimseden hediye kabul etmezdi. Vahdet-i vücûd anlayışını benimsediği, sohbetlerinde Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin eserlerinden nakiller yaptığı kaydedilir.

Silsiledeki yeri

Yâkup Çerhî ile Muhammed Zâhid arasında yer alır. Halifeleri arasında oğulları Muhammed Yahyâ ve Muhammed Abdullah, Mîr Abdülevvel, Reşahât müellifi Fahreddin Safî, Abdullah-ı İlâhî, Muhammed Kādî-i Semerkandî ve Muhammed Zâhid Vahşıvârî bulunur. Tarikat daha çok son üç halifesiyle devam etti. Abdullah-ı İlâhî Ahrâriyye'yi Anadolu'ya getirdi. Muhammed Zâhid ile süren kol ise Hindistan'a ulaştı ve İmâm-ı Rabbânî'nin Müceddidiyye'sine bağlandı.

Eserleri

Fıkarât; tevhid, fenâ, kurb, zikir ve vukūf-ı kalbî gibi konulara dair kısa makalelerden oluşan Farsça bir eserdir. Vefat ettiği 895 yılında Semerkand'da istinsah edilen bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi'ndedir (Ayasofya, nr. 2143). Risâle-i Havrâiyye, Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın "havrâ" kelimesiyle başlayan rubâîsinin şerhidir. Risâle-i Vâlidiyye'yi babasının isteği üzerine yazmıştır; Bâbür Şah bu risâleyi 935'te (1528) manzum olarak Çağatay Türkçesi'ne çevirmiştir. Dostlarına yazdığı mektuplar Rukaât (Mürâselât) adıyla iki ayrı mecmuada toplanmıştır.

Kabri

29 Rebîülevvel 895'te (20 Şubat 1490) Semerkand'da vefat etti ve orada defnedildi. Kabri bugün Özbekistan'ın Semerkand şehrindedir.

eserler

  • Fıkarât
    Farsça; tevhid, fenâ, zikir, vukūf-ı kalbî. Nüsha: Süleymaniye Ktp., Ayasofya nr. 2143. Hızır Bey ve Mustafa b. Hüseyin Sâdıkī Türkçe'ye, M. Murâd Remzî Arapça'ya çevirmiş.
    890/1485 veya sonrası (muhtemel)
  • Risâle-i Havrâiyye (Şerh-i Havrâiyye)
    Ebû Saîd-i Ebü'l-Hayr'ın rubâîsinin Farsça şerhi.
  • Risâle-i Vâlidiyye
    Babasının isteğiyle yazılmış kısa risâle; Bâbür Şah 935/1528'de Çağatay Türkçesi'ne nazmen çevirmiş.
  • Rukaât (Mürâselât)
    Mektupları; iki ayrı mecmua. İngilizce tercümesiyle neşri: J. Gross – A. Urunbaev, Leiden 2002.
mürşidi
Yâkup Çerhî

ziyaretçi defteri

deftere not bırakın

Rumuz dışında kişisel bilgi istenmez; notlar tasnif edildikten sonra neşredilir.