Murâkabe
Kulun iç ve dış âleminin sürekli Allah’ın gözetimi altında olduğunu bilip kalbini gözetmesi; Nakşibendiyye’de belli âyetlerin tefekkürüyle feyzin gelişini beklemek.
Arapça r-k-b kökünden mufâale vezninde; “gözetmek, beklemek”.
Murâkabe nedir?
Anlamı
Murâkabe sözlükte “denetlemek, gözlemek, gözaltında tutmak” demektir; aynı kökten rakīb Allah’ın isimlerindendir. Süleyman Uludağ’a göre mutasavvıflar murâkabeyi açıklarken Allah’ın her şeyi gözetimi altında tuttuğunu bildiren âyetlere ve Hz. Peygamber’in ihsanı “Allah’a O’nu görüyormuşsun gibi ibadet etmen” diye tarif etmesine dayanır. Kul, zâhir ve bâtınının sürekli Allah’ın gözetimi altında olduğunu kesin olarak bildiğinde murâkabe hâlini gerçekleştirmiş olur.
Tasavvufta
Muhâsibî asıl olanın kalple ilgili bâtınî murâkabe olduğunu söyler. Hücvîrî, Cüneyd-i Bağdâdî’nin terbiye usulünün murâkabe olduğunu belirtir. Cüneyd bu hâli, deliğinden çıkması muhtemel fareyi bekleyen kedinin hâline benzetmiş, sâlikin Hak’tan gelmesi muhtemel feyzi tam bir dikkatle beklemesi gerektiğine işaret etmiştir.
Nakşibendiyye’de
Murâkabeye Nakşibendiyye’de ayrı bir önem verilir. Bahâeddin Nakşibend murâkabeyi “devamlı olarak yaratıcıya nazar hâlinde bulunan sâlikin yaratılanı görmeyi unutması” diye tanımlar. Ubeydullah Ahrâr’a göre murâkabe bekleyişten ibarettir ve sülûkün nihayeti bu beklemenin sonucudur. Nakşibendiyye’de Hakk’a sohbet, râbıta, zikir ve murâkabe ile erildiğine, murâkabenin zikirden üstün olduğuna inanılır.
Necdet Tosun, Müceddidî usulde ism-i zât ve nefy ü isbât zikirlerinden sonra murâkabeler devresine geçildiğini anlatır. Murâkabe burada feyzin Allah’ın zâtından sâlikin letâifine gelişini beklemek ve düşünmektir. Başlıcaları murâkabe-i ahadiyyet (İhlâs sûresi bağlamında), murâkabe-i maiyyet (el-Hadîd 57/4), murâkabe-i akrabiyyet (Kāf 50/16), murâkabe-i muhabbet (el-Mâide 5/54) ve murâkabe-i zât-ı bahttır. Zâtı düşünmek zor olduğu için bazı Nakşibendî kollarında son murâkabe yapılmaz. Bu usul İmâm-ı Rabbânî tarafından temellendirilmiştir.
Kaynaklarda
Hânî’nin el-Behcetü’s-seniyye’si, Gümüşhânevî’nin Câmi‘u’l-usûl’ü ve Nasrullah Bahâî’nin Risâle-i Bahâiyye’si Nakşibendî murâkabesinin başlıca kaynakları arasındadır.
"Murâkabe" (مراقبة): Kulun iç ve dış âleminin sürekli Allah’ın gözetimi altında olduğunu bilip kalbini gözetmesi; Nakşibendiyye’de belli âyetlerin tefekkürüyle feyzin gelişini beklemek. naksibend.com/sozluk/murakabe